Yolculuk mu? Gezi mi?

Grip olmasaydım geçen hafta anlatırdım tüm bunları.

Ama malum senin de pencerende sonbahar hala; şimdi bahsedebilirim geçen Pazar yaptıklarımızdan.

Hepsi Burada nokta com ile Nikon bir gezi düzenledi. Pro İletişim’ den seslendiler bana. ‘Yolculuk mu? Gezi mi? İşte geldim burdayım! ‘ dedim.

Giydim sonbahar kostümümü. Karpuz renklerine büründüğümü yola çıkınca otobüste farkettim de gülümsedim (:

Arnica Turizm’ den Ömer Kokal rehberliğinde bir çırpıda İstanbul dışına vardık. Kulağıma kulaklığı taktım, cam kenarı yalnızlık yanı modumu açtım; dinlemeye başladım şarkılarımı:

 

 

1- Göksel – Yalnız Kuş

2- Teoman – Hayalperest

3- mor ve ötesi – Gül Kendine

4- Çiğdem Erken&Fırat Tanış – Çakmak

5- MFÖ – Yalnızlar Garı

 

Kahvaltı molamız Maşukiye’ deydi. Sonbahar çoktan rezervasyon yapmıştı civara.

 

 

Lezzetli bir kahvaltı, bol oksijen, sabah mahmurluğu ile bir önceki gece ailemle 1992’ye TRT izleyerek girmişiz gibi bir huzur kapladı içimi.
Kahvaltı durağımızın ardından Mümkünlü ‘ye doğru yola çıktık, isminden belliydi orayı seveceğim.
Mümkünlü’ye iner inmez, karşımızdaki müzeye girdim. Meğer burası ülkemizin ‘huzur alanı’ olarak bahsedilirmiş yıllardır.

 

 

 

 

Kaşıkçı amcayı sessizce izledim, sonra sohbete bir başladık ki otobüsü kaçırırım diye koşa koşa çıktım müzeden.

İyi ki daha vaktimiz vardı da ezan sesini çaycıda oturup manzarayı karşıma alıp dinledim:

 

 

 

 

Sonra diğer durağımız Göynük ‘ e doğru yol aldık, yollar sarı ve yeşilin tonlarından yapılmıştı.

 

 

Yemek molası öncesi Zafer Kulesi ziyareti:

 

 

 

 

Ne yedik derseniz görgüsüzce anlatıyım, ev yemekleri yapan bir yer var meydanda. Cevizli eriştesi,mantısı,sarması,salatası ve yoğurdu olan bir masada buldum kendimi.

Cennete denk sayılan bu masada karnımızı doyurup son durağımız Çubuklu Gölü’ ne doğru gitmek üzere otobüsümüze bindik..

Ve son durağımız Çubuklu Gölü ki burayı soğuğu iyice kaptığım yer olarak hatırlayacağım rüzgara karşı göl kenarında yürüyerek tamamlamak gerekiyormuş.

Neden yapıldığını bilmediğimiz rüzgar değirmenleri ve evler uzaktan selam verdi bize, içimden mırıldandım Bülent Ortaçgil – Değirmenler ‘ i. Gün olur da biriyle dolu bir aşk yaşarsam buraya gelip arabeskin ve dramın dibine vurup şarkıyı mırıldanacağıma söz verdim. Gripten olsa gerek bu gereksiz duygusallığım.

 

 

 

Bu gezi bana ne kattı, sana ne katar diye sorarsanız;

 

-Ticari işlerimde Nikon kullanıcısı olan ben, biraz manzara görüp fotoğraf makinemi de sevindirdim.

-Gribi kaptım, iyi oldu. Antibiyotik ve hastane kapılarında duygusal boşluğumu da tamamlamış oldum🙂

-Hepsi Burada ‘nın benzer kampanya ve gezileri olduğunu, fotoğrafa yeni başlayanlar için eşsiz bir fırsat olduğunu öğrenmiş ve tavsiye etmiş oldum.

-Pro İletişim kızlarıyla gezilerde de buluşmanın gerçekten keyifli olduğunu bir kez daha hatırlamış oldum🙂

 

 

 

 

Sevgiler,

Dilan Bozyel

http://www.dilanbozyel.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s