Sosyal Zorunluluk Projeleri Vol. 10 – Annenin “gün”ününe iştirak etmek

İnsanoğlu, yaşı büyüyüp bağımsızlığını, hiç değilse özerkliğini ilan etme yoluna girdiğinde başına gelen en güzel şeylerden biri, annenin misafir ağırlama / ya da kamuya mal olmuş adıyla “gün”lerine iştirak etmekten kurtulmasıdır. Zira bu “gün”ler, çocukluğumuzun devasa sosyal zorunluluk projeleri olarak hepimizin zihninde, vicdanında ve kalbinde sıkıntılı birer yer edinmiş müesseselerdir. Ancak, kazık kadar olsanız da, zaman zaman yanlış bir saatte evde bulunmanız sonucunda; yaş, itibar, konum ayırt etmeyen bu kurumun içinde aniden kendinizi bulma ihtimaliniz her zaman bâkidir. Bu sosyal zorunluluk projesiyle nasıl baş etmeli, ne yapmalı? Yeni tedbirler almak üzere, eski tecrübelerimizi hatırlayalım.

1. Dünyanın en şahane evladını oynamak mecburiyeti: Etkinlik sahibi anne, gün boyunca dünyanın en kibar, en özverili, en hamarat, en sevgi dolu evladı rolüne bürünmenizi sizden bekleyecektir. Kibar kibar oturmanız, size söylenen her şeyi güler yüzle ve kendini beğenmiş sahte bir tevazu ile karşılamanız, Gülten Abla’nız gelince hasretten ölmüşcesine sarılmanız, Mesude Teyze’yi görünce karşınızda Devlet Bakanı varmış gibi saygı göstermeniz, bu bağlamda sizden beklenen temel hususlardır. Burada yapılacak en iyi şey,  sadece annenizin anlayabileceği mübalağa dolu kibarlıklar ve saygı şovları yaparak eğlenmek, bir yandan da herkesin dalga geçtiğinizi anlayacağını sanarak panik olan annenizin halini izleyip bıyık altından gülmek olacaktır.

2. Çeşitli yeti ve marifetlerinizin sergilenmesi talebi: Bununla karşılaşacaksınız, çok net. Çocukluğumuzun günlerinden aşina olduğumuz üzere “hadi teyzelere blok flütle Süper Baba’yı çal yavrum” ya da “hadi İngilizce bir şeyler konuş evladım” gibi talepler, katılımcı teyzeler arasında heyecan yaratacak, sizeyse soğuk terler döktürecektir. Bu kısımda tavsiyemiz “isterseniz ben size Süper Baba’yi İngilizce söyleyeyim” veya “dilerseniz flütle bir şeyler konuşabilirim” gibi mix & match önerilerle gelip teyzelerin kafasını karıştırmak ve error vermelerini ummanızdır.

3. Okul / iş başarınız / başarısızlığınızın belgelerle ortaya dökülmesi: Annelerin günlerdeki en favori aktivitelerinden biri de yavrusunun okul ve iş durumundan söz etmektir. İlginç olan, anne kişisinin, çocuk başarılı da olsa, başarısız da olsa aynı coşkuyla konu üzerine konuşmaya bayılmasıdır. İlkokulda ortaya çıkarılan karneler ve teşekkür belgeleriyle nispeten çekilebilir olan bu durum, üniversiteye gelince “yavrum transcriptini getirsene, o MAT203 notu niye öyle” lafları veya “Müjgancım o değil de geçen gün Rıfat bey bizimkini bir övmüş, anlatsana çocuğum” nidalarına dönerek sevimsizleşecektir. Olay sırasında Müjgan teyzenin yüzündeki “acilen benim çocuktan eşit seviyede bir hikaye / örnek bulup anlatmalıyım, ay geçen patronu raporunu mu övmüştü bunun neydi neydi hatırla Müjgan” diyen ifadeyi örtmeye çalışan takdir ifadesi durumu iyice tatsız kılar. Üzülerek belirtiyoruz ki, burada yapılacak olan şey anneye misilleme yapmaktır. “Annecim o değil de sen ortaokulda çift dikiş mi gitmiştin neydi ya o?” veya “anneciğim Rıfat Bey övdü beni ama, senin Handan Hanım’ın 1993 yılında seni tebrik ettiği gibi değil tabii, anlatsana o hikayeyi” diyerek odak şaşırtmak, işe yaraması mümkün tek yöntemdir.

Daha az “gün”e maruz kalacağımız, daha güzel bir dünya dileğiyle.

Captain Obvious

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s