Benim Sevgilim…

Onu hepiniz tanıyorsunuz. Ünlü bir sima ila birlikte olmak, hele 7’den 77’ye herkesin kahramanı olan biriyse işiniz çok zor. Küçük Prens’le aşkımız PRO ofisinde başladı. O da benim gibi başarılı, kültürlü, yaratıcıydı ve ikimiz de yalnızdık. Her şey dostça sohbetlerle, Frida’nın balkonunda güneşlenmeler ve gülüşmelerle başladı. Onun bitmek bilmeyen hikâyeleri, bu hareketli ofiste bana müthiş bir huzur veriyordu. Rüya gibi giden aşkımız, bir gün onun “gezegen” diye tutturmasıyla çatırdamaya başladı. Beni de beraberinde gezegenine götürmek isteyen Prens, bana çiçek olmayı vaat ediyor; sonsuza dek masal gibi yaşayacağımızı söylüyordu. Düşündüm, ağladım, bağırıp çağırdım ama ben, PRO’ya aittim. Bu renkli ve şaşaalı, her an yeni fikirler ve etkinliklerle dolu hareketli dünyadan sonra kendimi bu çılgın kızların olmadığı, başka bir gezegende hayal edemiyordum. Hepinizin hayatında en az bir kez duyduğu o konuşmayı yaptı; ayrı dünyaların kahramanları olduğumuzu söyledi ve gitti.

Peki, ben nasılım?14 Şubat’ta onu daha da çok özleyecek miyim?

Kış aylarında, malum biz kediler sıcaklığı, sarılmayı sevdiğimiz için özlemim biraz artabilir. Ama aşk, öyle güzel ki sevgili okurlarım, özlemek ve hüzünlenmek de güzel…  Sıcak battaniyemin altında Zuhal Olcay’ın eğitimli sesinden Attila İlhan’ın şiirini dinliyorum:

“çünkü ayrılık da sevdâya dâhil / çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili”…

Balım

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s