Kategorisi: sabah kahvesi | Etiketlendi: fal, kahve, serdar, suzan abla | » yorum bırak;
Suzan Abla bugün Serdarlar’a sesleniyor…
Çirkin kadın yoktur… Az bakım vardır…
Eline ayağına özenmeyen kadınlardan olmadım hiçbir zaman. Hem kendime hem de karşımdakine bir saygı.
Öööle çirkin uzamış, bakımsız patilerle gezemem. Estetiğe önem veren bir kediyim.
Bizim burada işler böyledir. Her durumda prezetasyon bizim için anahtar kelimedir.
Eee ben de haliyle kişisel imajıma titizlenirim.
Kızlar sağolsun, manikür konusunda bana destek oluyorlar. Bütçe konusunda daha dikkatli davrandığımız bu dönemlerde de manikürcüm yerine tırnaklarımı kesme işini kızlara bırakıyorum. Gayet güzel oluyor.
Bu iş yapılırken gıdıklanıp, biraz sinirlenebiliyorum. Ammmma ne demişler gülü seven dikenine katlanır.
Epilasyon konusuna hiç girmeyelim. Ben bir KE _ Dİ _ YİM!
Balım
Suzan Abla bugün Özlemler’e sesleniyor…
Suzan Abla
Kategorisi: 1, sabah kahvesi | Etiketlendi: özlem, suzan abla | » yorum bırak;
Osmanlı Döneminde Venedik ve İstanbul Sergisi; eğlenceli bir tarih yolculuğu…
Geçen Pazar buz gibi havada aklımıza esti, Sakıp Sabancı Müzesi’nde devam eden Osmanlı Döneminde Venedik ve İstanbul; Nam-ı Diğer Aşk adlı sergiye gittik. Girişte iki şehrin de tarih sahnesine çıktığı Milat’tan Önce’den, 1900’lü yıllara kadar olan önemli olaylar, kronolojik olarak panolara yazılmış. Ben bu panoları dikkatle okudum ve bu panolarda minik yazım yanlışları dışında, iki şehrin ilişkisine dair çok ilginç bilgiler edindim… Misal, Venedik’te orada yaşayan Osmanlı tüccarları için bir Osmanlı Hanı olduğu, Osmanlı’nın son dönemlerine kadar İstanbul’da Venedikli tacirler için düzenli olarak balyos atanması gibi…
Sonra III. Murad’ın hasekisi Safiye Sultan’ın Venedikli soylu bir aile olan Baffo’ların kızı olduğunu, yine II.Selim’in hasekisi Nurbanu Sultan’ın da aynı aileden olduğunu keşfettim. Okuduklarım arasında, en ilgimi çekeni de ünlü Venedikli ressam Tiziano’nun Kanuni Süleyman’ın bir portresini yapması, ancak tablonun uzun zaman önce kaybolmuş olmasıydı. Şahsen üzüldüm. Tarihçede ilgimi çeken başka bir konu da Venedik nüfusunun üçte birinin belirli aralıklarla vebadan yok olduğu kayıtlarıydı. Tarihçenin Osmanlı bölümünde ise bu tip bir kayda rastlamadım. Ya İstanbul’da hiç veba yaşanmadı, ya da Osmanlılar Venedikliler kadar kayıt tutma meraklısı değildi. Sergide İtalya’nın tüm şehirlerinde hediyelik olarak satılan ve Venedik açıklarında bir adanın adı olan Murano camının evveliyatını öğrendim.
Sergi içeriğinde,kitaplar, Venedik haritaları, ipek kadife kumaşlar, tablolar, halılar, sikkeler, cami kandilleri ve benim uzun süre gözümü alamadığım fotoğraftaki mobilya kapağı var. Londra’da özel bir koleksiyondan gelen, yarı değerli taşlarla süslenen bu esere hayran kaldım.
Müzenin dükkanı da bu sefer gözüme çok güzel göründü. Urart’ın çok hoş gümüş ürünleri vardı mesela. Fiyatları da akıl almaz değildi. İstanbul’daki özel müzelerin dükkanları yurtdışındaki pek çok müzeninkinden daha başarılı ne yalan söyliyim.
Haftaya da Pera Müzesi’ndeki Chagall’a gitmeyi planlıyorum. Siz de şehirdeki sergilere ilgisiz kalmayın.
rumuzgoncagül
Kategorisi: gezi | Etiketlendi: Kanuni Süleyman-, Londra, Murano, Nam-ı Diğer Aşk, Osmanlı Döneminde Venedik ve İstanbul, Pera Müzesi, rumuzgoncagül, Sakıp Sabancı Müzesi | » yorum bırak;
Meşhurdur Pro’nun partileri…
Pro’ya geldiğimden beri hikayelerini çok duyarım ama geçen sene nedendir hatırlamam parti yapmadığımızdan, katılma şansım bu seneyeymiş. Hazırlanma sürecinden bahsetmeyeceğim bile. Sürekli vızıldayan bir arı kovanı düşünün. Tek açıklaması bu sanırım. Ve bütün star ışığımızla ve Gökhan’ın bitmeyen sabrıyla çektiğimiz filmimizin montajı için gece yarılarına kadar bilgisayar başında oturmamız. (Gökhan’ın asistanı olarak tabii ki
)
Galata’nın en güzel mağazalarından birine sahip olan Bahar Korçan, Pro yılbaşı partisine ev sahipliği yaptı. Kapı girişinde dağıtılan Noel Baba ponponlu kırmızı şallarımızla çok havalıydık :) En sevdiklerimizle beraber emek emek çektiğimiz kısa filmimizi izledik. Bütün alkışları hak ettik. Film sonunda birden hepimiz Frida Kahlo oluverdik.
Partinin en can alıcı noktalarından biri Luxus’un bize verdiği şahane konserdi. Deliler gibi dans ettik, Efes’in hediyesi biralarımızı ve biralı kokteyllerimizi yudumlarken…
Bizi yalnız bırakmayan tüm sevdiklerimize Pro İletişim olarak çok teşekkür ederiz! Seneye bambaşka süprizlerle sizi şaşırtmaya devam edeceğimizi bilmenizi isteriz…
AuréoLe
Kategorisi: pro | Etiketlendi: bahar morçan, efes, frida kahlo, galata, gökhan kali, luxus, noel baba, pro | » yorum bırak;
Suzan Abla bugün İlkerler’e sesleniyor…
Sevgili İlkerler,
Kendimi ispatlayamıyorum, işte kimse yeteneklerimi fark etmiyor diye üzülmeyin. Bir şey iyi yapıldı mı mutlaka kendini gösterir. Siz de işinizi en iyi şekilde yapmaya bakın, gerisi zaten fark edilecektir. Tabiri caizse, çıngıraklı deve kaybolmaz sevgili İlkerler.
Suzan Abla
Kategorisi: sabah kahvesi | Etiketlendi: çıngıraklı deve kaybolmaz, ilkerler, sabah kahvesi, suzan abla | » yorum bırak;
Suzan Abla bugün Sibeller’e sesleniyor…
İnsanlar çok fazla bir arada olduklarında birbirlerine benzemeye başlarlar. Dolayısıyla birbirlerinin iyi huylarını da alırlar, kötü huylarını da. Siz siz olun insanların iyi huylarını almaya bakın. Çünkü üzüm üzüme baka baka kararır. Aman kapkara olmayın sevgili çocuğum.
Suzan Abla
Kategorisi: sabah kahvesi | Etiketlendi: üzüm üzüme baka baka kararır, sabah kahvesi, sibeller, suzan abla | » yorum bırak;
Suzan Abla bugün Buraklar’a sesleniyor…
Güzel şeyler kapıda. Bir kere sevgilinizle çok güzel günler görünüyor önünüzde. Size her zamankinden daha ilgili ve daha yakın olacak bundan sonra. Ve güzellikler özel hayatınızdaki mutlulukla kalmayacak. İş hayatınızda da yükseliş görünüyor. Bu kadar iyi şeyi haketmek için ben ne yaptım demeyin bence, en iyisi üzümünü yiyin bağını sormayın. Bu güzel etkilerin tadını çıkarın.
Suzan Abla
Kategorisi: sabah kahvesi | Etiketlendi: üzümünü ye bağını sorma, buraklar, sabah kahvesi, suzan abla | » yorum bırak;
Suzan Abla bugün Büşralar’a sesleniyor…
Sevgili Büşralar,
Bazı şeyleri oldurmaya çalışmanızın alemi nedir? Her şeyin bir yolu, yordamı var. Her işin bir oluru olduğuna inanırsanız, bazen kolay yolu seçerseniz, her şey inanın daha rahat olur. Deveye hendek atlatmaya ne gerek var?
Suzan Abla
Kategorisi: sabah kahvesi | Etiketlendi: büşralar, deveye hendek atlatmak, sabah kahvesi, suzan abla | » yorum bırak;
Bak bir varmış bir yokmuş, Pro Insomnia by Beck’s ile 60’lara uçmuş
Beck’s ile uykuya hayır derken altmışlara bürüneceğiz
Ne giysem? İlk soru, ne giyeceksin? ise ikinci soru…
By Retro, Tabe Kıyamet, Gardırop… İkinci el, vintage dükkanlar dolaşılıyor. Pro kızları altmışları yaşamak için her detayı düşünüyor, özel parçalar buluyor. Murat Beşer’den önce 60’lar Pro ofiste çalıyor. Frida Kahlo’nun dönem kitaplarından yararlanılıyor. Ve en sonunda parti günü gelip çatıyor.
Vintage’lar giyilip The Hall’a doğru yola çıkılıyor. Kapıda bizi karşılayan haarika bir klasik kırmızı araba var. İçeride partiye katılamayan bir arkadaşıma kart atıyorum, bir sonrakinde görüşmek üzere notumla… The Hall’daki dev ekranda 60’ların filmleri, klipleri, reklamları dönüyor. Frank Sinatra, Elvis ve daha birçoğu partiye “hoşgeldin” diyor. Bu arada Andy Warhol’den parti tüyosunu alıyoruz:
The Hall’un bir köşesinde mini bir set kurulmuş sislerin arasından Gamze Saraçoğlu Flow koleksiyonunu giymiş bir model beliriveriyor. Evet partiye gelenlere bir sürpriz daha! Canlı bir moda çekiminin parçası oluyorlar…
Gece Beck’s ile uykuya hayır diyen topluluk, cover olmayan 60’lar parçalarında, saf içeriğe teşekkür edercesine, dönemin dans figürlerini gerçekleştirmeye çalışıyor. Beck’s yeşiline bürünmüş 60’ları yaşıyorken birden aklıma geliyor; partiye Neil Armstrong gibi mi gelseydim The Hall’a ilk adımı ben mi atsaydım diyorum… Ama kıyafet sponsorum Pötü Muffen’e konuyu açmadan bu fikri geçiştiriyorum ve ona çok teşekkür etmeyi ihmal etmiyorum…
Bu arada da 60’lardan gelen merdaneli çamaşır makinasından, ışıklı tilte, eski filmlerde gördüğümüz şekil süpürgeye kadar antikaların sergilendiği köşede Elwood ile fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmiyoruz!
Şimdi sırada 70’ler var !!! Çiçek çocuklar Beck’s’leyecek, takipte kalın derim
Kidonié
Kategorisi: 1, gece hayatı | Etiketlendi: 60'lar, 60's, beck's, insomnia by beck's, murat beşer, the hall | 2 Yorum »










